Kaka'yi anlatma saçmalığına girmeyeceğim. Herkes biliyordur onun nasıl bir deha, yetenek olduğunu.
Maddi açıdan çok tartışılıyor. Kaka geliyorsa maddiyata bakmayacaksın. Neyse ben de biraz yazayım; Real Madrid'den yıllık net kazancı 9milyon Euro. Söylentiler kiralık geleceği ve yıllık maaşını Galatasaray'ın karşılayacağı yönünde. 4.5 milyon Euro eder bu da. Kaka'ya sponsor bulmakta ne var, yıllık ücretinin bir kısmını bu şekilde karşılayabiliriz. Ve büyük ihtimal sponsorla da anlaşılacak. Kaka Şampiyonlar Liginde hedeflerini 1-2 tur ileri çeker. Sadece hedefleri değil takımı 1-2 tur ileri götürür. Bu bile parasinin bir bölümünü çıkarır. Kaka'nin Twitter'da 12.417.662takipçisi var, Galatasaray'ın 1.639.682 adam Cuma günleri FF verse parasını çıkarır. Arena gelirlerinde bir artış olacağını düşünmüyorum ben zaten 43bin kombine satılmış durumda asıl patlama forma ve üretilecek özel t-shirtlerde olacaktır.
Oyun sistemi üzerine düşünmek gerekirse öncelikle Kakadan bahsediyoruz geliyorsa alacaksın sistem falan kolay. Ama konusalim biraz; benim düşüncem 4-3-1-2 oynayacağımız yönünde Selçuk-Melo-Hamit üçlüsüyle oynanır diye düşünüyorum. Yeni sisteme alışma dönemi olacaktır mutlaka ama çok büyük bir süre alacağına inanmıyorum ben. Emre Çolak n'olacak diyenler var. Kaka'nin yedeği olarak inanılmaz yol alır o da bu sene. Onun içinde Kaka büyük avantaj olur.
Psikolojik olarakta tüm rakipleri depresyona sokar Kaka'nin transferi. Hamit'i ve Super Kupa'yı alarak en yakın rakibimiz olan Fenerbahçe'ye kurduğumuz psikolojik üstünlüğü Kaka'yla arttırır ve diğer takımlara da bu korkuyu aşılarız
Gelelim transferin ne kadar mümkün olduğuna. Galatasaray yalanlamadı bu transferi hatta doğruladı. Benim düşüncem Kaka'nın şu an Milan'ı istediği Milan'ı beklediği yönünde. Zaten hiç ayrılmak istememişti. Kriz yüzünden mecburen gitmişti zamanında. Ama astronomik bonservis bedeline dayanamamıştı o kriz döneminde Milan. Türkiye transfer döneminin sonu Avrupa'daki son günden sonra olduğu için son donemde olur bu transfer olacaksa Galatasaray açısından. Milan aradan tamamen çıkmadıkça Kaka Madrid'de kalır gibi gözüküyor. Galatasaray'ın bu transferdeki kozları Brezilya'nin en büyük efsanelerinden "futbolcu olacaksan onun gibi futbolcu ol" denilen Taffarel, İtalya'da hala "grande" diye anılan Fatih Terim. Ama bu transferin olacağına pek inanmıyorum ben. Galatasaray'a geldiğinin hayalini kurmak bile güzel.
24 Ağustos 2012 Cuma
Tugay Kerimoğlu
Tam 42 sene önce bugün, Türk Futboluna adını altın harflerle yazdıracak bir sanatçı dünyaya geldi.
İstatisklerini yazmak, kazandığı kupaları sıralamak onu anlatmaya yetmez. Onu anlatmak için Manchester United'in efsane menajeri Sir Alex Ferguson ve o dönem Tugay'ın hocası olan Mark Hughes'dan alıntı yapicam. Sir, Tugay'a olan hayranlığını şu şekilde dile getirdi: "Eğer Tugay 10 yaş daha genc olsaydı, onu Old Trafford'un yıldızı yapardım" Hughes'un cevabı ise "Eğer Tugay 10 yaş genç olsa, şu an Barcelona'nın oyuncusu olurdu" olmuştur.
Blackburn Rovers geleneklerine göre, Blackburn formasını 10 yıl giymeyen oyuncuya jübile yapılmaz. 24 Mayıs 2009'da Ewood Park'ı dolduran 33bin kişi yüzlerine geçirdikleri Tugay maskeleriyle göz yaşları içinde hüzünlü bir veda hazırladılar. Bir başka deyişle 8. yılının sonunda Tugay'a jübile hazırladılar. Ve Tugay bu olayla futbol hayatına nokta koymuş oldu. O Avrupa'daki en istikrarlı, en başarılı Türk oyuncu olarak tanınıyor.
Nice 42 senelere, iyi ki doğdun "Turkish Delight".
İstatisklerini yazmak, kazandığı kupaları sıralamak onu anlatmaya yetmez. Onu anlatmak için Manchester United'in efsane menajeri Sir Alex Ferguson ve o dönem Tugay'ın hocası olan Mark Hughes'dan alıntı yapicam. Sir, Tugay'a olan hayranlığını şu şekilde dile getirdi: "Eğer Tugay 10 yaş daha genc olsaydı, onu Old Trafford'un yıldızı yapardım" Hughes'un cevabı ise "Eğer Tugay 10 yaş genç olsa, şu an Barcelona'nın oyuncusu olurdu" olmuştur.
Blackburn Rovers geleneklerine göre, Blackburn formasını 10 yıl giymeyen oyuncuya jübile yapılmaz. 24 Mayıs 2009'da Ewood Park'ı dolduran 33bin kişi yüzlerine geçirdikleri Tugay maskeleriyle göz yaşları içinde hüzünlü bir veda hazırladılar. Bir başka deyişle 8. yılının sonunda Tugay'a jübile hazırladılar. Ve Tugay bu olayla futbol hayatına nokta koymuş oldu. O Avrupa'daki en istikrarlı, en başarılı Türk oyuncu olarak tanınıyor.
Nice 42 senelere, iyi ki doğdun "Turkish Delight".
Barcelona 3-2 Real Madrid
Aylar sonra bloga yazmaya güzel bir galibiyet ile başlamak isterdim. Olmadı. Jose Mourinho'nun 11 tercihlerini pek sorgulamazdım ama bugün çıkan 11 gerçekten farklıydı. İlk golde hatası olan ve maç boyunca da katkı sağlamayan Portekiz'in İsmail'i Coentrao neden 11'deydi ? Marcelo neden yedekti ?...
El Clasico'lar her zaman stresli maçlardır fakat son yıllarda çok ta sert geçiyor. Barcelona futbolcuları çoğu zaman yumuşak kalıyorlar bu mücadelede ama bugün çok kasti fauller de gördüm. Faulden çok Real Madrid kalitesindeki oyuncuların topa müdahale şekillerinin mantıklı bir açıklaması yok. En basitinden penaltı pozisyonunda o kalitede bir stoperin topa kayması değil, oyuncunun önünde durması gerekirdi. Bu bütün maç görülen kartların ana sebebi. Topu almak için ölümüne değil mantıkla müdahale etmek gerekirken gördüğü yerde direk kayan amatörce bir savunma vardı. E tabi topu kenara çekince böyle pozisyonlarda çalım oluyor ve "barcelona oyuncuları çalım atıyor" oluyordu(1-2 hareket inkar edilemez tabi).
Nuri ve Kaka'nın eksikliği ile son yıllarda ilk defa kadro derinliği konsunda sıkıntılı gördüm takımı. Son dakikalara girildiğinde bitmiş halde olan Mesut yerine koyabilecek kimse yoktu, Marcelo ile doldurmaya çalıştı boşluğu ki onun sol kanat dışında başka bir mevkide oynayabileceğini düşünmüyorum.
Sıkıcı bir maç başlangıcı olsa da sonradan çok hareketli bir karşılaşmaya döndü. Valdes'in de katkılarıyla bir sonraki maça umutlu girdik. Kulübun en büyük handikapı şuan ceza sahasına çok girme isteği. Valdes'in durumu ortada. Ceza sahası dışından çok iyi vurabilecek oyuncular varken inatla içeri girmeye çalışarak en az 5-6 pozisyon yedi Real Madrid. İkinci maçta Ronaldo'nun egosuna biraz daha ihtiyaç var. Uzaklardan çok rahat bir şekilde vurabilir Valdes'i Real Madrid.

23 Ağustos 2012 Perşembe
Metin Oktay
Yarın "El Clasico"dan sonra dönmeyi planlıyorduk aslında. Ama ben duramadım, dayanamadım. Metin Oktay'ın jubilesinin yıl dönümü bugün. Benim için; Metin Oktay > "el clasico". Hem yazacak pek bir şey yok, hem de yazılabilecek o kadar çok şey var ki.. Gözlerim bugün bir kez daha dolu dolu oldu. Şarkı çok güzel özetliyor her şeyi;
"Toplar pek mahsun kaldı
Boynu bükük sahalar
Bir kral taht bıraktı"
17 Mayıs 2012 Perşembe
Liverpool'a Yeni Forma Sponsoru
Şu günlerde King Kenny'yi kovarak büyük hata yapan Liverpool, forma sponsorluğu konusunda yeni bir firma ile anlaştı. Adını pek duymadığımız Warriror Sports, Liverpool ile 6 yıllık anlaşmaya vardı.
Warrior Sports 1992 yılında ABD'de kuruldu. Daha çok lacroose ve buz hokeyi üzerine ürün çıkaran firma bu sezon Liverpool ile futbola da adım attı. Nike'ın 23 milyonluk teklifine karşı verdikleri 25 milyon ile Liverpool'un yeni sponsoru oldular. İlk formalar da görücüye çıktı. Açıkçası rengi hoş olmuş. İleriki yıllarda daha da çok adını duyacağız gibi Warrior Sports'u.
Warrior Sports 1992 yılında ABD'de kuruldu. Daha çok lacroose ve buz hokeyi üzerine ürün çıkaran firma bu sezon Liverpool ile futbola da adım attı. Nike'ın 23 milyonluk teklifine karşı verdikleri 25 milyon ile Liverpool'un yeni sponsoru oldular. İlk formalar da görücüye çıktı. Açıkçası rengi hoş olmuş. İleriki yıllarda daha da çok adını duyacağız gibi Warrior Sports'u.
13 Mayıs 2012 Pazar
Yakışmadı Kaptan
Raul, daha önce Avrupa'da oynamayacağını açıklamıştı. Dün öğrendik ki Katar'a transfer olmuş. 2 sezon için 8 milyon alacak kaptan. Katar'a yakıştıramadım seni. Yolun açık olsun.
12 Mayıs 2012 Cumartesi
Sökülen Çınarlar
Bayrak adamlık çoktan bitti diyorduk. Bu olayı devam ettiren ( büyük kulüplerden bahsediyorum) bir Juventus bir Milan, bir Liverpool ve bir de Roma kaldı bana göre. Roma'da Totti'nin hisse olayından yeri sağlam zaten. Liverpool'da da Gerrard hala taş gibi oynuyor sakat olmadığı zamanda.
Juventus'da yılların kaptanı, adamın hası Del Piero sezon sonu gidecek takımdan muhtemelen. MLS yolu gözüktü ona da. Bizim Sergen'e yaptığımızı yapıyorlar Alex Del Piero'ya. Milan'da da çınarlar sökülüyor
yavaş yavaş. Önce Nesta ayrılacağını açıkladı, sonra
da Gattuso ve Inzaghi. Yaş ortalaması bir anda düşecek Milan'da. Seedorf'un da eş durumundan(!) Brezilya'ya gitme durumu var. Juventus şampiyonluğu sonrası Milan büyük revizyona girecek anlaşılan ama bayrak adamlığın son kalesi de yıkılacak gibi. Nesta'da MLS yolunda şu sıralar, Gattuso ve Inzaghi'de ya Arap sermayesi ya da Yeni Kıta'ya yol alır...
Juventus'da yılların kaptanı, adamın hası Del Piero sezon sonu gidecek takımdan muhtemelen. MLS yolu gözüktü ona da. Bizim Sergen'e yaptığımızı yapıyorlar Alex Del Piero'ya. Milan'da da çınarlar sökülüyoryavaş yavaş. Önce Nesta ayrılacağını açıkladı, sonra
da Gattuso ve Inzaghi. Yaş ortalaması bir anda düşecek Milan'da. Seedorf'un da eş durumundan(!) Brezilya'ya gitme durumu var. Juventus şampiyonluğu sonrası Milan büyük revizyona girecek anlaşılan ama bayrak adamlığın son kalesi de yıkılacak gibi. Nesta'da MLS yolunda şu sıralar, Gattuso ve Inzaghi'de ya Arap sermayesi ya da Yeni Kıta'ya yol alır...
10 Mayıs 2012 Perşembe
Madrid 3-0 Bilbao
Real Madrid'i sevdiğimden değil, Bilbao'nun kazanmasını istediğimden Bilbao'yu destekledim dün akşam. Tamam milli gururumuz Arda var Madrid'de fakat asla oyuncu için takım tutan biri olmadım.
Severim Bilbao gibi takımları. Real Madrid ile arasında çok göz önünde olmayan bir çekişme vardır eskiden beri. Yine de sempatimi kazanmıştır Basklar. Kesin bir tarzı vardır taraftarının, milli takımlarıdır onlar için A.Bilbao. Finale kadar da çok iyi geldiler, Manchester bile duramadı karşılarında. İstedikleri oyunu oynadılar hep Avrupa'da. Lige mal oldu bu biraz ama kupada da istedikleri yere geldi Bielsa'nın takımı.
A.Madrid, Avrupa Liginin takımı, her zaman iyi oynuyorlar bu kupada, ligde ne durumda olurlarsa olsun. Simeone, kariyerinin başında büyük iş yaptı. Enkazdan çıkardı takımı sonunda da kupayla taçlandırdı. Seneye daha iyi bir performans bekliyorum ligde.
Arda güzel oynadı maçta, asist sonrası gol de bekledim ama gelmedi, olsun. Takıma çok büyük katkısı var. Zaten Simeone faydası olmayan adamı 11'e koymaz. Çok umutluyum ilerisi için.
Falcao çok büyük golcü olduğunu gösterdi dün akşam. Top tutma özelliği herkeste yoktur. Falcao hem topu tutup hem de golü yarattı dün akşam. Fiyatına bir 20 milyon daha ekledi resmen. Real Madrid'e çok isterim ama Madrid'in diğer yakasına geçeceğini sanmam. İngiltere'ye gider 1-2 sene içinde.
Harika bir futbol akşamı, iyi oynayan takım kazandı, güzel takım kaybetti. Bilbao'luların gözyaşlarıyla rakibini asilce tebrik etmesi görülmeye değerdi, futbol bu şekilde güzel.
Severim Bilbao gibi takımları. Real Madrid ile arasında çok göz önünde olmayan bir çekişme vardır eskiden beri. Yine de sempatimi kazanmıştır Basklar. Kesin bir tarzı vardır taraftarının, milli takımlarıdır onlar için A.Bilbao. Finale kadar da çok iyi geldiler, Manchester bile duramadı karşılarında. İstedikleri oyunu oynadılar hep Avrupa'da. Lige mal oldu bu biraz ama kupada da istedikleri yere geldi Bielsa'nın takımı.
A.Madrid, Avrupa Liginin takımı, her zaman iyi oynuyorlar bu kupada, ligde ne durumda olurlarsa olsun. Simeone, kariyerinin başında büyük iş yaptı. Enkazdan çıkardı takımı sonunda da kupayla taçlandırdı. Seneye daha iyi bir performans bekliyorum ligde.
Arda güzel oynadı maçta, asist sonrası gol de bekledim ama gelmedi, olsun. Takıma çok büyük katkısı var. Zaten Simeone faydası olmayan adamı 11'e koymaz. Çok umutluyum ilerisi için.
Falcao çok büyük golcü olduğunu gösterdi dün akşam. Top tutma özelliği herkeste yoktur. Falcao hem topu tutup hem de golü yarattı dün akşam. Fiyatına bir 20 milyon daha ekledi resmen. Real Madrid'e çok isterim ama Madrid'in diğer yakasına geçeceğini sanmam. İngiltere'ye gider 1-2 sene içinde.
Harika bir futbol akşamı, iyi oynayan takım kazandı, güzel takım kaybetti. Bilbao'luların gözyaşlarıyla rakibini asilce tebrik etmesi görülmeye değerdi, futbol bu şekilde güzel.
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Futbolun Bittiği Gün
Şike soruşturması bitti, karar açıklandı. 7 Mayıs Türk futbolunun bittiği gündür. 6 Mayıs mı desem daha mı doğru olur ? Fenerbahçe resmi sitesinden bir kaç saat önce açıkladı kararı çünkü (!) . Bu ülke de bu futbolu katleden bir çok isim var. Ve koskoca Türkiye'nin federasyonu ceza veremedi o kadar şikeye. Sahaya yansımayan şike sahadaki İbrahim Akın'a ceza verdi. UEFA'dan hareket bekliyorum. Bize bi 5 sene men lazım.
Şike demişken, 6 yıl önce Calciopoli skandalından küme düşürülen koskoca Juventus, yine aynı şikeden puanı silinen Milan'ın önünde bitirdi ligi. Birileri bir yerde şikeden kurtulmak için gerekli cezaları versin, biz ülke olarak izlemekle yetinelim. Zokora'nın tekmesini, Emre'nin ırkçılığını...
Şike demişken, 6 yıl önce Calciopoli skandalından küme düşürülen koskoca Juventus, yine aynı şikeden puanı silinen Milan'ın önünde bitirdi ligi. Birileri bir yerde şikeden kurtulmak için gerekli cezaları versin, biz ülke olarak izlemekle yetinelim. Zokora'nın tekmesini, Emre'nin ırkçılığını...
6 Mayıs 2012 Pazar
Ronaldo ve Messi
Messi 50 gole ulaştı sadece ligde(!). Ronaldo da 45'i gördü bu akşam. Gittikçe daha zorlaşıyor dediğimiz bu oyunda böyle istatistikler bizim lafları ağzımıza tıkamamıza sebep oluyor. Championship Manager 01/02 oyununda Maxim Tsigalko ile 50 atınca sadece sezonda "oha lan oyunun bug'ı " derdik. Futbolun bug'ı da Messi ve Ronaldo o zaman.
Gelmiş geçmiş en iyi oyuncular değil bunlar. Hatta benim izlediğim, izlerken zevk aldığım en iyi oyuncular da değil. Fakat gelmiş geçmiş en skorer oyuncular diyebiliriz bu ikisi için. Ve bu ikisini canlı izleyip ileride anlatmak bu nesle nasip oldu. O yüzden karşılaştırmayın. Ronaldo daha komple, Messi daha teknik falan bunlar boş laflar. Elbette gözünüze daha iyi gelen olacak ama bırakın izleyin işte. Sen antipatik desen de Ronaldo atıyor, sen kısa desen de Messi aynı şekilde...
Gelmiş geçmiş en iyi oyuncular değil bunlar. Hatta benim izlediğim, izlerken zevk aldığım en iyi oyuncular da değil. Fakat gelmiş geçmiş en skorer oyuncular diyebiliriz bu ikisi için. Ve bu ikisini canlı izleyip ileride anlatmak bu nesle nasip oldu. O yüzden karşılaştırmayın. Ronaldo daha komple, Messi daha teknik falan bunlar boş laflar. Elbette gözünüze daha iyi gelen olacak ama bırakın izleyin işte. Sen antipatik desen de Ronaldo atıyor, sen kısa desen de Messi aynı şekilde...
3 Mayıs 2012 Perşembe
Sezona Genel Bakış
Lig teknik olarak bitmese de şampiyonluğu garantilediğimiz için sezona şöyle bir bakalım.
Jose Mourinho'nun tüm takımları genellikle 2. sezondan itibaren çıkışa geçmiştir. La Liga'da da -Barcelona faktröüne rağmen- durum değişmedi ve ikinci sezonun sonunda şampiyonluğa ulaştı. Bu başarının arkasında yatanlara gelince;
Mourinho'nun takımları her zaman yüksek fizik gücüne ve çok hızlı hücuma dayalı bir futbol oynamıştır. Hızlı bir futbolu istikrarlı sürdürmek için de tabi ki çok sağlam bir kondisyon olması şarttır. Ronaldo, Di Maria, Mesut, Kaka gibi oyuncuların yanı sıra, Xabi Alonso, Khedira gibi savuma yönü ağır basan orta sahaların da bu sezon gayet iyi bir fiziksel dayanak olmuştur.
Real Madrid'in bu kadar istikrarlı bir oyun sergilemesinin arkasındaki tek gücü fizik-kondisyon değil elbet. Kadro genişliği ve kalitesine baktığımızda ezeli rakibi Barcelona'dan çok üstündür. Barcelona bu sezon önemli sakatlıklar yaşadı ve genç takımdan oyuncu çıkarttı bir çok maçta. Ara transferde de pas geçince yoğun maç trafiğinde çok hasar aldı. Mourinho ise bu durumlara karşı kadrosunu optimum seviyede tutmuş, her bölgeye alternatifi olan bir kadro kurmuştur. En önemlisi ise alternatiflerin de as oyuncular yakın bir kalitede olması ve iyi bir performans göstermesi. Sezona sakat başlayan Nuri Şahin, gelecek vaat eden Varane bu sezonki transferlerden verim alınamayanlar. Varane için 2-3 sene gibi bir süre varken bence Nuri Şahin seneye bu takımda kalırsa, forma savaşına çok güzel bir giriş yapacaktır.
Real Madrid bu sezon en çok savunmadan çekmiştir sanırım. Pepe-Ramos ikilisi göbekte iyi fakat sağ bekte Arbeloa'nın yetersizliği ve sol bekte Marcelo-Coentrao belirsizliği savunmanın tam oturmamış bir düzeni olduğunu önemli maçlarda gösterdi. Almanya'daki Bayern Münih maçında yenilen ikinci golde Real Madrid gibi bir takımın sol bekine o kadar basit bir çalım atılması çok yazık. Mourinho'nun umarım bu bölgeyi farkedip savunma hattına lider bir stoper ya da bir bek transfer eder.
Fovetler Benzema ve Higuain arasındaki tatlı rekabet, takıma çok olumlu yansıdı bu sezon. Her ikisi de Ronaldo'nun çok gerisinde kalsa da 30 küsür gol atan iki oyuncu da istikrarlı bir performans gösterdi. Onları besleyen Di Maria-Mesut-Kaka üçlüsünden en zayıfı Kaka gibi dursa da, geçen sezonlara oranla büyük bir gelişme var.
Şampiyonluk yolunda takımın yaptığı en önemli olay, galibiyet serileridir. Üst üste alınan seri galibiyetler, özellikle deplasman galibiyetleri, hem Barcelona'yı paniğe soktu hem de puan farkını hep korudu. Her ne kadar son El Clasico'ya gelirken 4'e kadar düşse de puan farkı, Real Madrid son virajı çok iyi şekilde atlattı ve şampiyonluk yolundaki en büyük engeli de aşmayı başardı.
Özetlemek gerekirse, Mourinho istediği oyunu bir yıllık geçiş döneminden sonra oynatmayı başardı. Avrupa'da istenen olmasa da ligde tekrar tahta oturmak, modayı bitirmek, İspanya'nın kralının kim olduğunu gösterdi.
Jose Mourinho'nun tüm takımları genellikle 2. sezondan itibaren çıkışa geçmiştir. La Liga'da da -Barcelona faktröüne rağmen- durum değişmedi ve ikinci sezonun sonunda şampiyonluğa ulaştı. Bu başarının arkasında yatanlara gelince;
Mourinho'nun takımları her zaman yüksek fizik gücüne ve çok hızlı hücuma dayalı bir futbol oynamıştır. Hızlı bir futbolu istikrarlı sürdürmek için de tabi ki çok sağlam bir kondisyon olması şarttır. Ronaldo, Di Maria, Mesut, Kaka gibi oyuncuların yanı sıra, Xabi Alonso, Khedira gibi savuma yönü ağır basan orta sahaların da bu sezon gayet iyi bir fiziksel dayanak olmuştur.
Real Madrid'in bu kadar istikrarlı bir oyun sergilemesinin arkasındaki tek gücü fizik-kondisyon değil elbet. Kadro genişliği ve kalitesine baktığımızda ezeli rakibi Barcelona'dan çok üstündür. Barcelona bu sezon önemli sakatlıklar yaşadı ve genç takımdan oyuncu çıkarttı bir çok maçta. Ara transferde de pas geçince yoğun maç trafiğinde çok hasar aldı. Mourinho ise bu durumlara karşı kadrosunu optimum seviyede tutmuş, her bölgeye alternatifi olan bir kadro kurmuştur. En önemlisi ise alternatiflerin de as oyuncular yakın bir kalitede olması ve iyi bir performans göstermesi. Sezona sakat başlayan Nuri Şahin, gelecek vaat eden Varane bu sezonki transferlerden verim alınamayanlar. Varane için 2-3 sene gibi bir süre varken bence Nuri Şahin seneye bu takımda kalırsa, forma savaşına çok güzel bir giriş yapacaktır.
Real Madrid bu sezon en çok savunmadan çekmiştir sanırım. Pepe-Ramos ikilisi göbekte iyi fakat sağ bekte Arbeloa'nın yetersizliği ve sol bekte Marcelo-Coentrao belirsizliği savunmanın tam oturmamış bir düzeni olduğunu önemli maçlarda gösterdi. Almanya'daki Bayern Münih maçında yenilen ikinci golde Real Madrid gibi bir takımın sol bekine o kadar basit bir çalım atılması çok yazık. Mourinho'nun umarım bu bölgeyi farkedip savunma hattına lider bir stoper ya da bir bek transfer eder.
Fovetler Benzema ve Higuain arasındaki tatlı rekabet, takıma çok olumlu yansıdı bu sezon. Her ikisi de Ronaldo'nun çok gerisinde kalsa da 30 küsür gol atan iki oyuncu da istikrarlı bir performans gösterdi. Onları besleyen Di Maria-Mesut-Kaka üçlüsünden en zayıfı Kaka gibi dursa da, geçen sezonlara oranla büyük bir gelişme var.
Şampiyonluk yolunda takımın yaptığı en önemli olay, galibiyet serileridir. Üst üste alınan seri galibiyetler, özellikle deplasman galibiyetleri, hem Barcelona'yı paniğe soktu hem de puan farkını hep korudu. Her ne kadar son El Clasico'ya gelirken 4'e kadar düşse de puan farkı, Real Madrid son virajı çok iyi şekilde atlattı ve şampiyonluk yolundaki en büyük engeli de aşmayı başardı.
Özetlemek gerekirse, Mourinho istediği oyunu bir yıllık geçiş döneminden sonra oynatmayı başardı. Avrupa'da istenen olmasa da ligde tekrar tahta oturmak, modayı bitirmek, İspanya'nın kralının kim olduğunu gösterdi.
Hadi Cibeles'e
3 sezonluk Barcelona hegemonyasından sonra Real Madrid 32. şampiyonluğuna San Mames'te ulaştı. Vamos Real, Hala Madrid !
Bilbao karşısında ilk dakikadan itibaren baskılı bir oyun ve sonunda erken gelen goller. Real Madrid şampiyonluğu o kadar istiyordu ki ligin -bana göre- en zor 2. deplasmanında bu kadar büyük baskı kurmayı başardı ve farklı bir skorla maçı kazandı. Maçtan önce Bilbaolular "lig burda bitmeyecek" dese de Real Madrid çok kolay geçti rakibini.
Bilbao karşısında ilk dakikadan itibaren baskılı bir oyun ve sonunda erken gelen goller. Real Madrid şampiyonluğu o kadar istiyordu ki ligin -bana göre- en zor 2. deplasmanında bu kadar büyük baskı kurmayı başardı ve farklı bir skorla maçı kazandı. Maçtan önce Bilbaolular "lig burda bitmeyecek" dese de Real Madrid çok kolay geçti rakibini.
1 Mayıs 2012 Salı
Real Madrid 12/13
Sezonun bitmesine yaklaştıkça gün yüzüne çıkmaya başlıyor bir sonraki sezonun formaları. Real Madrid'inki belli. Yine iyi iş adidas'tan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



.jpg)
.jpg)















